enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
42,5007
EURO
49,3389
ALTIN
5.763,59
BIST
10.898,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Parçalı Bulutlu
19°C
Trabzon
19°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
20°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
16°C
Salı Hafif Yağmurlu
14°C
Çarşamba Çok Bulutlu
15°C

Bakan Tekin, A Haber Canlı Yayınında Soruları Yanıtladı

Bakan Tekin, A Haber Canlı Yayınında Soruları Yanıtladı
27.11.2025 17:20
5
A+
A-

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, A Haber canlı yayınına çevrim içi bağlantı ile katılarak eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Tekin, A Haber’de yayınlanan “Melih Altınok ile Sebep Sonuç” programında soruları yanıtladı.

Okullarda ara tatilin kaldırılması tartışmalarına ilişkin soru üzerine Tekin, okullarda eğitim verilen toplam iş günü sayısı itibarıyla Türkiye’nin dünya ortalamalarının çok altında olmadığına işaret etti. Çok fazla ders günü olan ülkeler bulunduğunu ama Türkiye’deki sürenin OECD ortalamalarına denk olduğunu söyleyen Tekin, “Biz vasat bir noktadayız. Burada sorun aslında bu rakamlardan ziyade şurada: Her bir tatilden sonra çocukların tekrar sürece adapte olmaları, tekrar eğitim öğretim ortamlarına ısınmaları ciddi şekilde vakit alıyor. Bu, sadece bizim için değil, dünyanın her tarafında da tartışılıyor.” dedi.

Hem OECD hem Birleşmiş Milletler’in bu konuda yapılmış araştırmaları bulunduğunu kaydeden Bakan Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Dünyanın her tarafında bu ara tatillerden sonra öğrenme süreçlerinin kesintiye uğradığına, dezavantajlı öğrencilerin öğrenme kaybı yaşadıklarına, ara tatil sonrası okulda adaptasyon sorunları yaşandığına, öğrenmede meydana gelen kesintili sürecin öğrencilerde olumsuz etkiler bıraktığına dair birçok eleştiri var, eğitim öğretim süreçleriyle alakalı olarak…

Her ülke kendi koşullarına göre bunun olumsuzluklarını tolere edebilecek tedbirler almış. Bizde şöyle bir sorun var: Kabaca baktığımızda Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 29 Ekim, yılbaşı, sömestir tatili, 23 Nisan, 19 Mayıs, 1 Mayıs, kar tatili… Baktığımızda her birinde tatil oluyor ve tatil sonrası özellikle temel eğitim çağındaki yani okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinde bu tür öğrenme kayıpları olduğuna dair, yeniden adaptasyon sorunları yaşandığına dair eleştiriler var. Bu konu, ben bakan olduğum yıl da çok tartışılmıştı. Biz de onun üzerine dedik ki bu konularda sahada araştırmamızı yapacağız, birkaç yıl izleyelim, ondan sonra değerlendirme yaparız.

Geçtiğimiz günlerde özellikle TBMM Plan ve Bütçe sürecinde tatille ilgili eleştiriler ve tartışmalar sonrasındaki konularla yeniden gündeme getirdi. Biz araştırmamızı yapıyoruz. Mesela bu yılki değil ama bir önceki anketimize toplam 177 bin 109 öğretmenimiz, 139 bin 611 öğrencimiz, 216 bin 827 velimiz katıldı. Biz bunu sürekli izliyoruz.”

“Ara tatil konusunda verilmiş bir karar yok, yakından izliyoruz”
Bakanlıkta her bir eğitim öğretim dairesinde daha önce ‘İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığı’ oluşturduklarını hatırlatan Bakan Tekin, ilgili genel müdürlük bünyesinde uygulamaya konulan her bir politikanın, her bir tedbirin ne tür sorunlar ortaya çıkarabileceği veya sahada ne tür taleplerle karşı karşıya kalındığını bu dairelerin kendileriyle paylaştığını, ona göre tedbirler aldıklarını anlattı.

Tekin, “Ara tatillerle ilgili de biz öğretmen arkadaşlarımıza, öğrencilerimize, velilerimize soruyoruz, takip ediyoruz. Bununla ilgili de gerekli değerlendirmeleri yaparız. Eğer kaldırılması yönünde kanaat oluşursa kaldırırız; yok ‘Faydalıdır, devam etmesi uygundur.’ denirse devamını sağlarız. Burada herhangi bir verilmiş bir karar yok, yakından izliyoruz.” şeklinde konuştu.

Göreve başladığı günden bu yana “Öğretmenler Odası Buluşmaları” adıyla öğretmenlerle fırsat bulduğu her an, hemen hemen her hafta toplantılar yaptığını belirten Millî Eğitim Bakanı Tekin, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin değişik illerinde, değişik okullarında öğretmen arkadaşlarımızla istişare ediyoruz. Öğrencilerle konuşuyoruz. Sonuçta eğitim öğretim süreçlerimizin en maksimum fayda vereceği düzenlemeler neyse biz onları hayata geçiririz. 2002’den itibaren yaptığımız bütün icraatlar bu şekilde zaten. Kamuoyunda öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin eğitim öğretim süreçlerini daha nitelikli, daha iyi hâle getirebilecek şekilde yapabileceğimiz şeyleri istişare ediyoruz. Bu istişare neticesinde politika mekanizmalarımızı çalıştırıp kararımızı veriyoruz. Burada bereketin istişareden kaynaklandığını, uyumlu çalışmadan kaynaklandığını, 2002’den itibaren bütün süreçler bu şekilde yürüdüğü için bütün göstergeler açısından eğitim öğretim süreçlerimizin pozitif bir ivme yakaladığını hissediyorum. Bundan sonra sürekli böyle yürüteceğiz. Biz bir izleme yaparız, ardından Sayın Cumhurbaşkanımızla, kabinedeki diğer bakan arkadaşlarımızla istişare ederiz ve bir karar almak gerekirse, bir değişiklik yapmak gerekirse bu değişikliği de yaparız.”

“Servise bindiği andan akşam eve gidene kadar tüm süreç eğitim öğretimin parçası”
Ara tatil konusuna velilerin bakışının sorulması ve okulların sadece eğitim verilen mekânlar değil, çocukların vakit geçirdikleri yerler olduğu değerlendirmelerinin hatırlatılması üzerine Tekin, eğitim öğretim sürecini sadece ders olarak okumamak ve görmemek gerektiğini vurguladı. Temel problemin burada olduğunu dile getiren Tekin, “Biz okul ortamını Türkiye’de demokrasi kültürünün yerleştiği, insanların birbirine saygı, hoşgörüyle yaklaştığı, temel hak ve hürriyetlere riayet ettiği, geleneklerimizin öğretildiği, çocuklarımızın oyun oynarken bile birbirinin hukukuna riayet etmeyi öğrendiği ortamlar olarak görüyoruz. Dolayısıyla servise bindiği andan akşam eve gidene kadar bütün süreci eğitim öğretimin parçası sayıyoruz ve ona göre tedbirlerimizi almaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Bakan Tekin, ara tatil konusuna muhalefetin bakışına ilişkin soruya, “Muhalefetin bu konudaki tavrı genellikle, daha önce kendileri teklif etseler dahi, biz yapacağımız zaman eleştirel bir dil kullanmaya çalışıyorlar. Biraz da kendileriyle bu konuda tatlı sert polemiklere de giriyoruz. İzliyoruz biz de onların söylediklerini.” karşılığını verdi.

Tekin, zorunlu eğitim sistemi konusunda bir değişiklik hazırlığı bulunup bulunmadığı sorusu üzerine, eğitim öğretim ortamlarının iyileşmesi, bilgiye erişimle ilgili imkânların yaygınlaşması ve kolaylaşması nedeniyle çocukların eğitiminin daha erken yaşta tamamlanmasına yönelik tartışmanın dünyanın her tarafında yürüdüğünü vurguladı.

“Mesleki teknik eğitimi daha cazip hâle getirmenin mücadelesini veriyoruz”
Çocukların bir an önce toplumsal hayata katılmaları, üniversiteye devam edecekse daha erken yaşlarda yükseköğretime devam edebilmesi, eğitim öğretimini hızlı bir şekilde bitirip topluma adapte olup toplumsal rollerini yerine getirebilmesiyle ilgili dünyanın her tarafında yürüyen bir tartışma bulunduğunu kaydeden Tekin, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bizde de mesleki ve teknik eğitimle ilgili tartışma gerçekten çok sağlıklı bir zeminde yürüyor şu anda. Darbelerin yarattığı, insan zihninde oluşturduğu travmalar çok çabuk atlatılamıyor. 28 Şubat sürecinde bilhassa mesleki ve teknik eğitim konusunda toplumun üzerinde ortaya çıkan o adaletsizlik, katsayı adaletsizliği üzerinden yürüyen travma maalesef henüz toplumsal bellekte kaybolmuş değil. Herkes çocuklarını mesleki ve teknik eğitime yönlendirirken ‘Acaba?’ sorularıyla karşı karşıya kalıyor. Biz 2002’den itibaren bilhassa eğitimde bütün bu yasakların ve adaletsizliklerin kaldırılması anlamında Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde gerçekten çok radikal adımlar attık. Mevzuyu sadece imam hatipler ya da başörtüsü üzerinden görmemek gerekiyor. Mevzu, eğitim öğretim süreçlerinin tamamen demokratikleşmesiyle ilgili. Bu ülkede Alevilerin, farklı azınlıkların, farklı etnik grupların eğitim öğretim süreçlerinde yaşadıkları bütün sorunlar, bütün yasaklar teker teker ortadan kaldırıldı. Mesleki teknik eğitim de bunlardan biri.

Mesleki teknik eğitimin bu anlamda karşı karşıya kaldığı bütün problemler ortadan kaldırılmış olmasına rağmen o bahsettiğim darbenin yarattığı travma, toplumsal bellekte hâlâ yerinde duruyor. Biz şu anda Bakanlık olarak bu travmayı toplumun atlatması için neler yapabiliriz, nasıl mesleki ve teknik eğitimi daha cazip hale getirebiliriz, bunun mücadelesini yürütüyoruz. Süreçlerin kısaltılması da belki bunun bir parçası olabilir ama bunlar tamamen farklı meslek gruplarında, farklı ortamlarda, akademisyenlerin, entelektüellerin yapacağı tartışmalar. Biz de hem çocuklarımızın bir an önce toplumsal hayata kendilerinden beklediğimiz rolleri yapabilecekleri şekilde atılmalarını sağlamak hem o darbenin yarattığı travmayı ortadan kaldıracak tedbirler almak hem de eğitim öğretim süreçlerini daha nitelikli, daha kalifiye bir hale getirmek için çaba sarf ediyoruz. Bu anlamda da ilgili bütün aktörlerle görüşmelerimizi devam ettiriyoruz.”

“Müfredatı revize ettik, çok pozitif dönüşler alıyoruz”
Bakan Tekin, “Bugünün gerekliliklerine, çağa uygun, ihtiyaçlara yönelik bir müfredatın düzenlenmesi gündeminizde mi?” sorusu üzerine bunu iki yıldır yaptıklarını anlattı. 2024-2025 eğitim öğretim yılının başında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla bütün programları, bütün müfredatları köklü bir revizyona tabi tuttuklarına işaret eden Tekin, “Burada üç şey yaptık. Birincisi, bizim programlarımız dünyada kazanım sayısı itibarıyla ağır olarak tanımlanan programlardan biriydi, onu yaklaşık üçte bir oranında hafiflettik. İkincisi, dünyada pedagojik anlamdaki bütün değişiklikleri, eğitim sektöründe metodolojik anlamda ne tür değişiklikler varsa, kazanımdan beceri temelli eğitime kadar, hepsini programlarımıza yansıttık. Üçüncüsü de biz imparatorluk geleneği olan bir toplumuz ve bir arada yaşamayı, bir millet olmayı çocuklarımıza, gençlerimize mutlaka verebilmek durumundayız. Üzerinde yaşadığımız coğrafya bu anlamda bizi çok kritik hâle getiriyor. Üçüncü yaptığımız şey de millî ve manevi değerler noktasında yani çocuklarımıza bir millet olma şuuru, bu milletin değerlerini taşıma, gelecek kuşaklara aksettirme bilinci kazandırma anlamında toplumun bizden beklentilerini programların içine yerleştirdik.

Bu yıl ikinci yıl, bu konuda da izleme ve değerlendirme süreçlerini yürütüyoruz. Şu anda öğretmen arkadaşlarımız, öğrenci arkadaşlarımız yeni değişen programları tanıdıkça çok hızlı bir şekilde adapte oluyorlar ve bize çok pozitif geri dönüşler yapıyorlar. Hem toplumun beklentilerini karşılamak anlamında hem de yeni, çağdaş metodolojik ve pedagojik gelişmeleri programlarımıza adapte etmek anlamında biz müfredatları revize ettik.”

Tekin, tüm bu unsurları çocuğa okuma yazmadan itibaren vermeye başlayan bir süreç oluşturduklarını vurguladı.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin içine dokuz farklı okuryazarlığı, koyduklarını ve bütün bu okuryazarlık türlerini bütün derslerin içine yerleştirdiklerini anlatan Tekin, bunlardan birinin de “teknoloji okuryazarlığı” diye tanımladıkları bir başlık olduğunu söyledi. Bununla ilgili çalışmalar yapıldığını, okullarda yeni bilişim sınıfları oluşturulduğunu, Bakanlık bünyesinde bir Yapay Zekâ Daire Başkanlığı oluşturduklarını ifade eden Tekin, “Bir yapay zekâ politika belgesini kamuoyuyla paylaştık ve Bakanlıkta şu anda çok yoğun bir şekilde yapay zekâyı kullanıyoruz. Medya okuryazarlığından teknoloji okuryazarlığına, finansal okuryazarlığa kadar, bütün bunları çocuklarımızla, gençlerimize paylaşmaya çalışıyoruz.” dedi.

Pandemi sürecinden kaynaklanan entegrasyon bozukluğu ve öğrenme kayıplarının telafisi için hangi çalışmaların yapıldığı sorusuna Bakan Tekin, şu karşılığı verdi:

“Pandemi diye tamamladığımız süreç aslında sadece eğitim öğretimde değil, toplumsal yaşantımızın bütün alanlarında çok farklı yenilikleri ortaya çıkardı. Artık çok da eski alışkanlıklarımıza geri dönemiyoruz. Pandeminin toplumsal hayatımızda ortaya çıkardığı bu türden kalıcı değişiklikler var. Bir de bizim çözmeye çalıştığımız bu adaptasyon problemleri var. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz bu tür olumsuzluklardan sonra çocuklarımızın yeniden adaptasyonu açısından, öğretmenlerimizin tekrar motive olması açısından, eğitim öğretim süreçlerimizin daha motive edici, daha cazip hâle gelmesi açısına gerekli tedbirleri alıyorlar. Biz bütün hizmet içi eğitim programlarımızda sizin bu söylediğiniz etkileri ortadan kaldırabilecek tedbirleri almaya çalıştık.”

“2002 yılından bu yana yaklaşık 830 bin atama yaptık”
Öğretmen atamalarına ilişkin konuşan Bakan Tekin, 2002 yılından bu yana yaklaşık 830 bine yakın öğretmen ataması yapıldığını, Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci sayısının yarıya düştüğünü söyledi.

Şu anda sistemde çalışan öğretmenlerin, yaklaşık yüzde 82’sinin 2002 yılından bu yana geçen süreçte atandığını belirten Tekin, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“2002 yılında çok öğretmene ihtiyaç duyuyorduk. 50 binli, 40 binli rakamlarla atamalar yaptık ama bu kadar atama yaptıktan sonra hâlâ 100 bin atama… Bu tür beklentinin içine kamuoyunu sokmak çok iyi niyetli bir girişim değil. Alenen atama bekleyen arkadaşların gelecekleriyle, gelecek hayalleriyle onları manipüle etmek amacında. Ben açık açık söylüyorum, yani bu kadar yoğun bir öğretmen ataması yapıldıktan sonra -bir de çağ nüfusunun düştüğünü dikkate alırsak- çok yüksek atama süreçleri bundan sonra olacak gibi durmuyor bizim ihtiyaçlarımız açısından.”

Dünyadaki bütün ülkelerin tercih ettiği, uygulama ağırlıklı eğitim veren ve bakanlığın okullarda çocuklara vermek istediği müfredatı öğretmen adaylarına anlatacakları uygulama olan Millî Eğitim Akademisinin hayata geçirildiğini anlatan Bakan Tekin, “Millî Eğitim Akademisi’nde yanlış bir algı ortaya çıkıyor. Bizim üniversitelerde lisans düzeyinde verilen bilimsel eğitim, alan eğitimiyle ilgili bir eleştirimiz yok. Orada zaten üniversitelerde o eğitimi veriyorlar ama benim çok farklı okullarım var. Çok farklı bölgeler, etnik ve dinî çok farklı bölgelerde çok farklı okul türlerimiz var. Biz şunu arzu ediyoruz: Öğretmen adayı arkadaşlarımız atandıklarında sudan çıkmış balığa dönmemeleri, bütün bu okul türlerimiz hakkında bilgi sahibi olmaları -tırnak içinde- ‘kendilerine mesleki anlamda tecrübelerini aktaracak bir usta bir duayen öğretmenin kanatları altında’ yetişmesini, onunla tecrübe kazanmasını istediğimiz için Millî Eğitim Akademisinde uygulama ağırlıklı bir sürece başladık ve bundan sonra öğretmen arkadaşlarımızı Millî Eğitim Akademisi üzerinden istihdam edeceğiz.” diye konuştu.

Bakan Tekin, norm fazlası öğretmenlere ilişki Bakanlık olarak Türkiye genelinde hangi dersler, hangi okul türlerinde eksilme varsa anlık olarak öğretmen ihtiyacının tespit edildiğini ifade etti.

Tespitin yapılmasının ardından devam eden süreci anlatan Tekin, bir okulda bir bölüm ya da öğrenci sayısının düşmesiyle bir şubenin kapatılması durumunda oradaki öğretmenin norm fazlası hâline geldiğini, bu öğretmenlerin ihtiyaç olan okullarda tercih yapması gerektiğini ancak ısrarla tercih yapmamaları hâlinde Bakanlık olarak kamu kaynaklarının etkin kullanımı açsından resen atamalarının yapılarak okullarla görevlendirildiklerini söyledi.

“Sınav sisteminde herhangi bir değişiklik gündemimizde yok”
Sınav sistemiyle ilgili herhangi bir değişikliğin gündemde olmadığının altını çizen Bakan Tekin, “Çocuklarımız asla tedirgin olmasınlar. Sınav sistemiyle alakalı herhangi bir değişiklik gündemimizde yok. Bunu, kamuoyunda birileri manipüle etmek; çocuklarımızın, gençlerimizin kafasını karıştırmak için ısrarla söylüyorlar. Biz de her gittiğimiz yerde bunu ifade ediyoruz: Böyle bir şey yapacak değiliz, gündemimizde yok. Yapacak olsak da siz bunu sosyal medyadan değil, biz zaten kendimiz açıklarız ama şu an gündemimizde böyle bir şey yok.” diye konuştu.

Bakan Tekin, üniversite sınavı dâhil merkezî sistemle yapılan sınavların Millî Eğitim Bakanlığının okullarında anlatılan, öğretmenlerin anlattığı, dağıtılan ders kitaplarındaki müfredattan yapıldığını ve öğrencilerin ilave bir kaynak ya da özel derse ihtiyaçları olmaması için tüm tedbirlerin alındığını söyledi.

Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2014 yılında başlattığımız DYK kurslarıyla, öğrencimiz herhangi bir dersten eksiklik hissediyorsa okul idaresine başvurduğunda biz okulda kendi öğretmenlerimizle bu çocuklara kurs açıyoruz. Başka bir şeye ihtiyaç yok. Kitaplarımız zaten şu anda piyasadaki en iyi kitaplar bizim kitaplarımız. O soruların tamamı bizim kitaplarımızdan soruluyor, üstelik ücretsiz dağıtıyoruz. Yetmedi, EBA üzerinden çocuklarımıza ihtiyaç duydukları her türlü desteği sağlıyoruz. MEBİ diye gençlerin yakından takip ettiği bir yapay zekâ uygulaması başlattık. Geçen yıl üniversiteye hazırlanan gençler yoğun olarak kullandılar. Bu yıl liselere giriş sınavı için de kullanıyoruz; yapay zekâ destekli, bireyselleştirilmiş bir öğrenme platformu. İnanılmaz faydalı bir ortam oldu. Ne eksiği varsa oradan giderebilecek durumdalar. 12. sınıfa geldiklerinde karşılarına çıkacak soru tarzlarını yeni müfredata göre bu ortamlarda paylaşıyoruz. Başka hiçbir şeye ihtiyaçları yok. EBA üzerinden öğretmenleriyle derslerine devam etsinler, kitaplardan devam etsinler. EBA üzerinden yayınladığımız soruları çözsünler. Biz sadece müfredatı değiştirdik. Sınav sistemiyle ilgili değişiklik ya da benzeri şeyleri kafaları karıştıran kim varsa asla inanmasınlar.”

“Özel okullar her açıdan denetleniyor”
Türkiye’de özel okullar ve özel okul fiyatlarına ilişkin soruya da yanıt veren Bakan Tekin, “Dünyada çok farklı örnekler var. Bizim iki üç katımız kadar özel okul öğrenci oranının olduğu ülkeler var, hiç olmayan ülkeler var. Bizde öğrenci kontenjanı itibarıyla Türkiye’nin kaldırabileceği kapasite, yüzde 8-10 bandında bir noktada sabitlenecek gibi duruyor.” diye konuştu.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak özel okulların her açıdan denetlendiğini söyleyen Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bir: Açılırken bütün standartları bizim tarafımızdan belirleniyor. İki: Buralarda çalışacak eğitimci ve diğer kadroların tamamı Millî Eğitim Bakanlığının onayından geçiyor. Üç: Eğitim öğretim süreci tamamen Millî Eğitim Bakanlığı tarafından denetleniyor.

Ücretler konusunda da Hazine ve Maliye Bakanımızla birlikte yönetmeliğimizi revize ettik. Fahiş fiyat konusunda çok hassasız. Bu konuda asgari ücretin birincisinde 10, 20 ve nihayetinde kapatmaya kadar varacak cezai müeyyidelerimiz var. Geçtiğimiz yıl ciddi tedbirler aldık.”

Tekin, velilere de bir hatırlatmada bulunmak istediğini ifade ederek, “Okullarla ilgili bütün her şeyi okullardaki QR kodlar üzerinden okuyabilirler. Özel Öğretim Genel Müdürlüğümüz, okulun bütün teknik bilgilerini zaten okuyabilecekleri bir sistem oluşturdu. İki: Yaptıkları ödemeler, sözleşmeler mutlaka elektronik bankacılık hizmetleri üzerinden olsun ki biz fahiş fiyatları denetleyebilelim. Üçüncüsü: Kıyafet, yemek gibi konularda da sözleşmeler olsun. Sözlü konuşulan şeyleri denetleyemiyoruz ama yazılı, imzalı metinler olursa özel okulları bu anlamda, özel okullarda bu konuda çok hassaslar, denetim konusunda bizim arzumuz şu: Her şey kayıtlı olsun. O, kayıtlı olan şeylerde eğer hukuka aykırı, kamuoyunu yanlış yönlendirici bir şeyler varsa da mutlaka bizim il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerimizle paylaşsınlar ki bu anlamda yanlış uygulamalar yapan okullara gerekli uyarıları yapalım.” dedi.

Bakan Tekin, özel okullarda çalışan öğretmenlerin ücretleri ve koşullarına ilişkin ise özel okullardaki öğretmenler dâhil bütün çalışanların hem Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından takip edildiğini söyledi. Aynı zamanda ücretlerin yanı sıra sosyal güvenlik ve sosyal imkân konularının da takip edildiğini belirten Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Sözleşmeye aykırı, bizim göremediğimiz durumları denetleyemeyiz ancak, özel okullarda hiçbir öğretmenimizin mağdur edilmesine müsaade etmeyiz. Özel okullar da bu konuda hassaslar. Biz zaten sık sık özel okulları temsilen, onların temsilcisi olarak tanımlanan dernek temsilcileriyle hem ben hem ilgili bakan yardımcımız hem genel müdürümüz sık sık toplantılar yapıyor. Onlar da bundan rahatsızlar. Bu türden suistimaller varsa, bu türden kul hakkı yiyen uygulamalar varsa bizimle paylaşırlarsa, gereğini yaparız.”

“Çocuklar okula geldiklerinde telefonlarını okul idaresine teslim ediyor”
2023 yılı yazında okullarda cep telefonu kullanımının öğrencilere yasaklandığını söyleyen Tekin, çocukların artık okula geldiklerinde cep telefonlarını okul idaresine teslim edip sınıflarına ondan sonra girebildiklerini ifade etti. Bu yaz öğretmenlere derste cep telefonu ve sosyal medya uygulamaları ile ilgili belli uyarılar gönderildiğini belirten Bakan Tekin, bu konuda başka çalışmalar da yapıldığını da söyledi.

Bakan Tekin, kültür aktarımını sağlayan geleneksel oyunların okul ortamlarında yeniden hayata geçirilmesi için gerekli tedbirlerin alındığını, böylece öğrencilerin okullarda oluşturulan oyun alanlarına giderek hem hareket ettiğini hem de teknoloji bağımlılığından uzaklaştığını belirtti.

Sosyal medya kullanımında 16 yaş sınırının gündeme alınabileceğini söyleyen Tekin, bu konunun ilgili ortamlarda tartışılabilir olacağını ifade etti.

Millî Eğitim Bakanlığı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.